TECRÜBE

Güzeldi ve başarılıydı.

Tüm okul süreçleri iyi geçmişti. Üniversite hayatı da başarılıydı.

Çeşitli işlerde çalıştı, başarılı oldu. Zamanla kendi işini de kurdu.

Çok para kazanamadı ama muhtaç da olmadı.

Arkadaş ilişkileri iyi olmakla birlikte gönül ilişkilerindeki durumunu bilemiyordu.

Çok ilişki yaşamamıştı ama yaşadıklarında da içinden geldiğince davranmıştı.

Bununla bir ömür geçiririm dediği ve en uzun süreli olan ilişkisi bitmişti.

Olmaz dediği olmuştu.

Uzun süre kabul edemedi, içine sindiremedi.

Şehir değiştirdi, iş değiştirdi, daha önce yaşamadığı zorlukların içinde kaldı.

Tam bu sırada uzun yıllardır tanıdığı, sevdiği ve saydığı birisi geldi.

Tüm ürkekliğine, kaçışlarına ve uzaklaştırmalarına rağmen yanında olmak istedi.

Aramalara, sormalara dayanamadı ve bir gün ziyaretini kabul etti.

Yemekler yenildi, dans edildi, kahkahalar atıldı.

Hiç bir şey korktuğu gibi olmadı.

Her şey keyifle yaşandı. Konuşulanlar, paylaşılanlar son derece keyifliydi.

İçinde bir umut belirdi. Yeniden heyecanlandı.

Uzaklaştırma çabalarına rağmen yanında olan bu insanla olabilir miydi?

Sevincini, umudunu birkaç yakını ile paylaştı.

Yıkıldı. Güvendiği bir yakını, onun, geçmişte büyük bir hata yaptığını ama kendisinin affettiğini söyledi.

O affetmişti ama kendisi bunu kaldırabilecek durumda değildi. Zaten kafası karışıktı ve sıkıntıları çoktu. Fazla düşünmedi,  başlamadan bitsin istedi. Bitirdi.

Kişisel gelişim çalışmalarına katılmış, uzak doğuya gitmişti. Bu işlere yıllarını vermişti.

İnsanı tanıyordu. Bu nedenledir ki bu sorunu kabul edemeyeceğine karar vermişti.

Duyduğunun doğruluğunu sorgulamadı.

Kişinin ısrarına rağmen, kırıcı olabileceği varsayımıyla endişesini dile getirmedi. Sineye gömdü.

Oysaki bunlar yaşanmamıştı. Ne o kişi böyle bir hata yapmış, ne de affettiğini söyleyen yakını böyle bir lütufta bulunmuştu. Tam tersine, yakını hata yapmış, o kişi bunu olgunlukla karşılamıştı. Sevebileceğine ihtimal verdiği insanı başkalarından dinlediği ve doğru olduğunu sandığı hikaye ile yargılamıştı. Geçen yıllara, yaşanmamışlıklara yazık olmuştu.

Bunlar yaşandığında yaş bir hayli ilerlemişti. Yalnızdı hem de kalabalıkta yalnızdı.

Orta yaş sonrası gönül ilişkileri zordu. Her birinde benzeri durumlar yaşanıyordu. Kişi, bir ilişkide kabul etme sıkıntısı yaşarken aynı zamanda bir başka ilişkide kabul edilmeyi bekleyen oluyordu. Ne kolay yaşanıyor, ne kolay karar verilebiliyor ne de kolay unutulabiliyordu.

Bazı zamanlarda, kişinin bunu yapmamış olabileceğini düşünse de kendisine ve yakınına kızmaktansa kişiyi yargılamayı tercih etmişti. Doğru zamanda gelen yanlış insana verdiği fırsatı, yanlış zamanda gelen doğru insana vermediğini fark etti.

İnsan, ne kadar kendini geliştirmeye çalışsa da bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğu her konuda hata yapabiliyordu. Bu çok önemliydi. Bununla birlikte asıl önemli olan insan bildiği halde hata yapabilir miydi? Ne yazık ki yapabiliyordu ve bunu düzeltmek yerine çoğu zaman bununla yaşıyordu.

Temel sorun, insanın hatası ile yüzleşmesi ile kendisini kandırması arasındaki çizgiydi.

Belki de “İnsan, yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. İnsanların tecrübe dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir” diyen Freud haklıydı.

Kim bilir…